Nasıl İşitiyoruz?

Kulağın temelde 2 görevi vardır.
1.Evrende var olan sesleri beyne iletmek,
2.Baş hareketleri ile ilgili bilgiyi beyne iletmektir. Atmosferde herhangi bir şekilde yayılan Ses dalgasının algılanabilmesi için Kulağın işlevine ihtiyaç vardır.
 
Kulağın sesleri eksiksiz iletebilmesi ve beynin algılayabilmesi için, 3 bölümden oluşan kulağın fonksiyonlarını tam yerine getirmesi gerekmektedir.
 
a) Dış kulak:
     
Var olan sesler kulak kepçesi vasıtasıyla toplanır. Dış kulak yolu ile zara (Membran) yetişir. Kulak kepçesi, önden gelen sesleri yükseltme, arkadan gelen ses şiddetini azaltma özelliği vardır.
     
Dış kulak kanalı yetişkinlerde uzunluğu 25-29 mm, Yeni doğan bebeklerde ise 22 mm`dir. Kanal dar olmasına rağmen işlev aynıdır.
 
Sesleri toplama ile görevli olan dış kulak, gelen sesleri yaklaşık 20dB yükseltir ve zara iletir. Sesleri yükselttiği frekans alanı ise 2500-5000 Hz.`dir.
 
Seslerin temas etmesiyle zar titreşir. Dış kulakta toplanan sesler yaklaşık 20dB yükseltilerek zara iletilir. Titreşime başlayan zar da sesi 20 dB yükselterek iç kulağa iletir.
   
Kulak Zarı:
      
Seslerin yüzeyine çarpmasıyla titreşime başlar ve sesleri 20 dB yükseltir. Zar, sesin şiddeti ve frekansına bağlı olarak titreşimini sürdürür.
 
b) Orta Kulak:
      
Temporal kemik içinde hava dolu bir boşluktur. Östaki borusu ve orta kulak kemikçikleri önemli parçalarıdır. Orta kulak kemikçikleri 3 parçadan (çekiç (malleus), örs (incus) ve üzengi (stapes) ) oluşmaktadır.Birisi orta kulakta zara yapışıktır. Orta kulak hacmi yaklaşık 2 santimetrekaredir. Dış kanal yolu ve zardan iletilen sesleri yükseltmektedir. Ayrıca akustik enerji sağlamaktadır. Zardan elde edilen titreşimler; çekiç, örs, üzengi vasıtasıyla oval pencereye iletir. Üzengi kemiğine erişen ses dalgaları, oval pencere vasıtasıyla, iç kulak sıvılarında ilerleyen dalgalara dönüşür.
 
c) İç Kulak
     
İç kulak 2 bölümden oluşur.

1.Dengeyi sağlayan bölüm vestibüler labirent
 
2.İşitmeyi sağlayan bölüm Kokleadır. Koklea sesin oluşturduğu titreşimleri elektriksel sinyallere dönüştürür ve merkezi sinir sistemine iletir. Koklea kanalının içinde yer alan baziler membranın üstünde mikroskopik nitelikte bir sıra iç ve üç sıra dış tüylü hücreler dizilmiştir. Bu hücreler toplu halde Corti Organı olarak isimlendirilir. Her bir kokleada 12 500 dış tüylü hücre ve 3 500 iç tüylü hücre olmak üzere toplam 16 000 hücre bulunur.
 
Baziler membrana bağlı olan sinir fibreleri orta kesimde tiz sesleri, tepeye doğru yaklaştıkça pes sesleri uyarır. Koklea aynı zamanda akustik seslerde yükseltici görevini görür. İç tüylü hücreler, beyine kokleada başlayan uyarıların iletisini sağlayan koklear, sinir fibrilleriyle sürekli bağlantı halindedir. İşitme sinirleri aracılığıyla iletilen işitsel uyarılar, paralel ve seri çalıştığından, beyine ulaşan uyarılar ses ve konuşma olarak algılanır.
 
Oval pencerede sonlanan kemikçiklerde beliren titreşimler, vestibuler kanaldaki sıvıya basınç değişiklikleri şeklinde iletilir. Vestibuler kanaldaki basınç değişiklikleri, doğrudan membranöz kokleaya aktarılır. Bu aşamada membranöz kokleadaki baziler membranın üstünde konumlanmış olan Corti Organı, basınç değişikliklerini sinirsel uyarıma dönüştürür ve uyarılar işitme siniri ve diğer sinirler yoluyla beyne iletilir. Bebeklerde ilkin temporal lobda yerleşmiş olan işitsel kortekste algılanan sesler, zamanla Wernicke merkezinde konuşma olarak yorumlanacaktır. Çevresindeki konuşma seslerinin, doğal bir süreç içinde ana dil şeklinde öğrenilebilmesi için, işitme engelli bebeklerde ilk 6 ay içinde işitme cihazı veya koklear implantla beyindeki merkezlere iletilmesi gerekmektedir.

Yüksek gürültü kalıcı işitme kaybına neden olmaktadır. Kaynağı ne olursa olsun sürekli rahatsız edici yüksek sesler işitme kaybına neden olmaktadır. İster sevdiğimiz bir ses olsun, isterse zorunlu olarak bulunduğumuz bir iş ortamı olsun. İki sesin bize vereceği zarar aynıdır. Dünya gençliğinin sorunlarının başında yüksek sesle dinlenen müzik gelmektedir. Diğer taraftan sanayileşmenin beraber getirmiş olduğu gürültü sorunları veya şehirleşmenin neticesinde oluşan ve önlemi alınmayan trafik gürültüsünün insanoğlu üzerinde bıraktığı negatif etkilerden, duyma yetisinde ciddi sorunlar oluşturmaktadır.

>> 0-25 dB HL Normal işitme
 
>> 26-40 dB HL Çok hafif derecede işitme kaybı
 
>> 41-55 dB HL Hafif derecede işitme kaybı
 
>> 56-70 dB HL Orta derecede işitme kaybı
 
>> 71-90 dB HL İleri derecede işitme kaybı
 
>> 91 dB HL ve üstü Çok ileri derecede işitme kaybı

İşitme kaybı çeşitleri genel itibariyle 5 gruba ayırabiliriz.

1.İletim tipi işitme kaybı  
2.Sinirsel (Sensörinöral) (S/N) işitme kaybı
3.Karışık (Mikst) tip işitme kaybı
4.Fonksiyonel işitme kaybı
5.Merkezi (Santral) işitme kaybı
 
1- İletim tip işitme kaybı:
Dış ve orta kulak fonksiyon bozukluklardan (Kulak kepçesi, kulak zarı patolojileri, orta kulak patolojileri ve hastalıkları, Östaki disfonksiyonu, eksternal otit vb.)kaynaklanan bir işitme kaybıdır. Tıbbı olarak tedavisi mümkündür. Yeterince ses verildiğinde algılama sıkıntısı olamaz. Tedavinin başarısız olması durumlarda işitme cihazları önerilir. İşitme cihazlarından maksimum derecede fayda sağlanabilir.
 
2-Sinirsel (Sensörinöral) (S/N) işitme kaybı:
İç kulakta ve iç kulak işitme sinirlerinde meydana gelen işitme kaybıdır. Nedeni ise ;Viral enfeksiyonlar,akustik travma,Meniere sendromu,kafa travması,antibiyotikler aşırı gürültü gibi nedenler sayılabilir. Sinirsel tip işitme kaybının tedavisi pek mümkün değildir. Kişinin iletişimini sürdürebilmesi için randımanlı ve uyumlu işitme cihazı kullanması gerekmektedir.
 
Bu hastalığa sahip kişiler algılama sıkıntısı çekerler, sesleri pek ayırt edemezler, konuşanı anlamak için işitme cihazına ve dudak konuşmasına ihtiyaç duyarlar.
 
3- Karışık (Mikst) tip işitme kaybı:
Hem iç kulaktan hem de dış ve orta kulaktan oluşan bir işitme kaybıdır. Diğer bir değimle aynı kulakta iletim tip ve sinirsel tip işitme kaybının beraber oluştuğu bir işitme kaybıdır.
    
Bu işitme kaybına sahip kişiler, bazı kelimeleri gayet iyi anlarken, diğer kelimeleri ayırt edemezler. Genelde bu hastalığın tedavi başarı oranı zayıftır. İşitme cihazını kullanarak işitme sorunlarını asgariye indirgeyebilirler.
 
4- Fonksiyonel işitme kaybı:
Organik kökeni olmayan, emosyonel bir işitme kaybıdır. Bu hastalığa sahip kişiler işitme cihazını kullanarak işitme sorunlarını çözebilirler.
 
5 – Merkezi işitme kaybı: 
İşitme merkezinin zedelenmesi durumunda meydana gelen bir işitme kaybıdır. Koklear çekirdekler ve işitsel korteks arasında farklı nedenlerden oluşan sorunlardan meydana gelen bu tür işitme kaybının da tedavisi pek mümkün değildir. Bu kayba sahip kişiler işitme cihazı kullanarak sorunlarını düşürebilirler.

 

İşitme sorunu yaşayan her birey, diyalog ve iletişim sorunu yaşamaktadır. İşitme kaybının durumuna göre, farklı sıkıntılar görmektedir.
Az duyan kişinin özetle sıkıntıları aşağıda sıralanmıştır.
·26-40 dB çok hafif derece işitme kaybı;
Kısık sesli konuşmalarda sıkıntı çekerler. Yakın mesafeden daha iyi duyarlar.
·41-55 dB hafif derece işitme kaybı
Başkasıyla konuşurken, anlama sıkıntısı yaşarlar, zamanla konuşma bozukluğu başlar, kelimeleri düzgün telaffuz edemezler. Zamanla dil yetenekleri kelime hazinesi zayıflar.
·56-70 dB orta derecede işitme kaybı
Seslerin anlaşılabilmesi için ses şiddetinin yüksek olması gerekiyor.
·71-90 dB ileri derecede işitme kaybı
Sesleri pek tanımazlar. Kelimeleri pek fark etmezler. Ancak yüksek sesleri duyarlar. Çevreden gelen sesleri ayırtmakta sıkıntı çekerler.
·91 dB ve üstü çok ileri derecede işitme kaybı
Algılama sıkıntısı yüksektir. Kelimeleri anlamakta sıkıntı çeker. Dil öğrenme yeteneği zayıftır.

Kulağın doğal yapısının zedelenmesi, ses iletişim fonksiyonlarını tam yerine getirememesi durumunda işitme kaybı oluşur. Neden ne olursa olsun, iletişim ve duymada başlayan ses azlığı bir işitme kaybıdır. Diğer bir deyimle işitme duyarsızlığındaki yetersizlik bir işitme kaybıdır.
İşitme seviyesinin ölçülmesi:
İşitmeyi sağlayan merkezi uyarabilen ses basınç düzeyi, 0,000204 dyn/cm2 veya 10-16 watt/cm2 olarak hesaplanabilir. Verilen değerler desibel cinsinden 0 olarak kabul edilmiştir.
Logaritmik değer ifadesi ise referans değer ile ortam değerin bölünmesinden ortaya çıkmıştır. Frekans alanı olarak insan kulağı 20 Hz – 20.000 Hz arasında duyum, 0-120 dB algılama sağlayabilmektedir.

Doğum öncesi olan işitme kaybı nedenleri
Annenin hamilelik esnasında geçirmiş olduğu riskli yaşam tarzıdır.
Başlıca nedenleri:
-annenin X-ray ışınlarına maruz kalması
-Genetik durum,
-Hamilelik esnasında geçirmiş olduğu ateşli hastalıklar,
-Annenin sistemik hastalığının olması,
-Annenin kaza geçirmesi,
-Travma vb. durumların olması

Doğum esnasında olan nedenler
Çocuğun doğum esnasında geçirmiş olduğu riskli dönemdir.
-1500 gr. dan Düşük kilo ile doğması
-Kan uyuşmazlığı
-Doğum esnasında oksijensiz kalması
-Doğum esnasında kafa travması geçirmesi

Doğum sonrası olan nedenler
 
Başlıca nedenleri: Çocuk ve yetişkinler için:
-Ateşli hastalık geçirmesi,
-Havale geçirmesi,
-Ototoksit ilaç kullanması,
-Antibiyotik,

Yüksek gürültü
Yüksek gürültü kalıcı işitme kaybına neden olmaktadır. Kaynağı ne olursa olsun sürekli rahatsız edici yüksek sesler işitme kaybına neden olmaktadır. İster sevdiğimiz bir ses olsun, isterse zorunlu olarak bulunduğumuz bir iş ortamı olsun. İki sesin bize vereceği zarar aynıdır. Dünya gençliğinin sorunlarının başında yüksek sesle dinlenen müzik gelmektedir. Diğer taraftan sanayileşmenin beraber getirmiş olduğu gürültü sorunları veya şehirleşmenin neticesinde oluşan ve önlemi alınmayan trafik gürültüsünün insanoğlu üzerinde bıraktığı negatif etkilerden, duyma yetisinde ciddi sorunlar oluşturmaktadır.
-Kulak enfeksiyonları
-Genetik durumlar

Yaşlılık kaynaklı
İnsan doğası gereği organları yaşlanır ve doğası gereği olarak kulakta yaşlanır.
40 yaşından sonra her iki insanda birinde S ve F harfleri anlamakta sıkıntı başlar. Yaş ilerledikçe gürültü ortamında anlama sıkıntısı artar. Yaş ilerledikçe gözde görme sorunları olduğu gibi kulakta da duyma sorunları olur. Doğal yaşlanmaya karşı ancak işitme cihazı kullanarak yaşama adaptasyon sağlanabilir.